İletişim Site Haritası Ana Sayfa

English Site
 Kurumsal  Grup Şirketleri ve İştirakler  Sosyal Performans  İnsan Kaynakları
Kurucumuz
Tarihçe
Vizyon ve Misyon
Politikalarımız
Etik İlkelerimiz
Yönetim
Gruptan Haberler
Basında CSA
 
Basında CSA
 
  06  Haziran  2006

Abalıoğlu Tekstil Mısır’a gidiyor

Hürriyet Gazetesi
 
 

Türkiye’nin en büyük 100 firması arasında yer alan Abalıoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Abalıoğlu, ülkemizdeki tekstil sektörünün durumunu, firmaların alacakları önlemleri ve önümüzdeki yıllarda yapması gerekenleri teker teker sıraya koydu. Tekstilin yeni rotasının da Mısır olduğunu anlatan Abalıoğlu, konuya ilişikin sorularımızı yanıtladı.

- Tekstilin yeni rotası ne olmalı?
Tekstil sektörü, Türkiye ekonomisinin en dinamik sektörlerinin başında geliyor. Pamuk üreticisinden konfeksiyona, hatta son yıllarda inşaat sektöründe sıkça kullanılan ve jeotekstil olarak bilinen yeni ürünlere kadar ekonominin her yerine kullanılmaktadır .
Türkiyede tekstil sektörü geleneksel bir sektördür, hammaddesi ve ucuz emek temini avantajı ile dünyada sayılı ülkeler arasındadır. Avantaj olarak kabul edilmesi gereken bir diğer unsurda; Türkiyede yaklaşık 30-35 senelik bir tekstil sanayicilik kültürü olmasıdır.

- Ülkemizde bu sektör ne zaman canlılık kazandı?
Türkiyede tekstil ve konfeksiyon sektörü 1970’li yılların sonlarında yapılan yatırımlarla gelişmeye başlamış ve 1990’lı yılların başında büyük bir patlama yaşamıştır. Başlangıçta ucuz işgücünden faydalanan sektör, son yıllarda işgücünün daha ucuz olduğu Çin, Hindistan, Pakistan, Mısır gibi Uzak Doğu ülkeleri ile rekabette zorlanmaya başlamıştır.

 
 

Rekabetin her geçen gün arttığı tekstil sektöründe firmaların rekabet edebilirliğini sürdürmeleri büyük oranda girdi maliyetlerini düşürmekle mümkün olabilecektir. Tekstil işletmelerinde hammadde, işçilik ve enerji önemli girdilerdir. Bugün rakip ülkelerde işçilik maliyetleri 30 ila 100 USD/ ay iken, Türkiye 420 USD/ay maliyetlerle rekabet etmeye çalışılıyor. Enerji ise daha dramatiktir, Türkiyede 10 cent dolaylarında olan enerji fiyatları rakip ülkelerde 3 cent düzeylerindedir.

 
 

Diğer taraftan sağlam politikalarla desteklenmeyen Türk pamuk sektörüde sıkıntıdadır. Çiftçimiz dünya pamuk fiatlarıyla ürününü mal edemezken rakiplerimiz hammaddeyi sübvanse etmektedir.

 
 

Keskinleşen küresel rekabette ayakta kalabilmek için değişik çıkış yollarını zorlayan büyük şirketler, başta Çin olmak üzere Asyalı üreticilerden kaynaklanan rekabet nedeniyle merkezde tasarım ve pazarlama üzerine odaklanırlarken imalatı özellikle işçiliğin ucuz olduğu ülkelere kaydırarak maliyetlerini azaltmak yolunu seçiyorlar.

 
 

- Çözüm ne olmalı?
Bu durumun gerisindeki belirleyici neden, başta Çin olmak üzere esas olarak Doğu Asya ülkelerinin dayanılmaz rekabeti. Dünya Ticaret Örgütü'nün serbest ticaret kuralları gereğince ithalatı serbest bırakılan Çin tekstil ürünlerinin Avrupa pazarlarını istila etmesini sadece beş yıl için izin verilen kota uygulaması ve gümrük tarifeleri bir ölçüde dizginleyebildi.

 
 

Ancak bunun, geçici bir önlem olduğunu ve önümüzdeki kısa vadede, Çin'in düşük emek maliyetli ürünlerinin Türkiye dahil tüm tekstil sanayicilerini daha da zor durumlara sürükleyeceğini hemen herkes kabul etmektedir.

 
 

Tabii sorun sadece Çin'in üstüne atılamaz, Bu arada çözüm için geleneksel yollar dışında formüller üretiliyor. Kimi firmalar imalatı maliyetin düşük olduğu ülkelere kaydırarak rekabet gücü bulmaya yöneliyorlar. Bazı şirketler de esas olarak tasarım ve pazarlamayı kendilerine ayırıp imalatı maliyetlerin düşük olduğu ülkelerde yaptırmayı tercih ediyorlar. Büyük markaların çoğu bu yolu seçiyor.

 
 

-Peki siz ne yapıyorsunuz?
Biz Abalıoğlu Ailesi olarak bu inançla mevcut işimizi Mısır ve Özbekistanda yapma kararı verdik. Bugüne kadar oluşturduğumuz müşteri portföyümüzü kaybetmeden, sektördeki deneyimlerimizi bize maliyet avantajı sağlayacak, global oyuncu olmamıza destek olacak bu ülkelere kaydırma kararındayız. Bu kararı verirken, bugün ülkemizde bizi zorlayan koşulların birgün değişebileceğini ve Türkiye’nin tekstil için yine bir cazibe merkezi olabileceğini ümit ediyoruz. Ama her ne olursa olsun, yaşadığımız sorunlar karşısında vazgeçmek yerine, eski gücümüzü koruyabileceğimiz ve hatta mevcut koşulları lehimize kullanarak daha avantajlı noktalara gelebileceğimiz bir ortam yaratmak amacındayız.

 
 

Sektörün yaşadığı bu krizden en az zararla çıkmak hatta gelecekte global rekabette oyuncu olabilmenin yolu böyle stratejiler olacaktır. Türk firmalarının gerçekleştirecekleri başarılı yatırımlar, markalarının gücü ülkemize gelecekte de kazandırmaya devam edecektir. İnancımız bu krizden daha da güçlenmiş olarak çıkabilmektir.