| |
Eylül 2006
Abalıoğlu’nda Genç Kuşak Devri
“65. Yılını kutlayan Cafer
Sadık Abalıoğlu Holding, sadece
ulusal değil aynı zamanda
uluslararası bölgelerde üretim
hedefleri olan bir şirket
olmanın haklı gururunu yaşıyor.”
Ekonometri Dergisi |
| |
|
Oğuz
Abalıoğlu, Cafer Sadık Abalıoğlu
Holding’in genç kuşak Yürütme
Kurulu Başkan Yardımcısı. Bu
göreve gelmeden önce grup
şirketlerinden Erbakır
Elektrolitik Bakır Mamulleri
A.Ş. de 6 yıl, Dış Ticaret
departmanında çalıştı. Eylül
2004 tarihinde de şu andaki
pozisyonuna atandı.
Boston Üniversitesi İşletme
Bölümü mezunu Oğuz Abalıoğlu,
özellikle CSA Holding gibi aile
şirketlerinde yeni kuşak
yöneticilerin daha bilgili
olması ve mümkün olduğunca fazla
departmanda görev alması
gerektiğinin altını çiziyor.
Abalıoğlu: “Erbakır’ın satış ve
pazarlama departmanında
geçirdiğim 6 yılda müşteri
odaklı olmayı öğrendim. Bence bu
her üst düzey yöneticide olması
gereken bir yetkinlik” diyor.
Oğuz Abalıoğlu, şirket ve grup
içerisinde bulunan üst düzey
yöneticilerin tecrübelerinden
oldukça faydalandığını
vurguluyor. “Hangi kademede
olursa olsun bir kişinin hem
kişisel, hem de kariyer gelişimi
için öğrenme isteğinin olması
şart” diyen Abalıoğlu, eğitim ve
konferansların kişisel gelişim
için çok önemli olduğunu ama
asıl değerin teorik bilginin
pratiğe, yani profesyonel
dünyaya aktarılmasıyla
yaratıldığını belirtiyor.
Oğuz Abalıoğlu, aile
şirketlerinde aile üyelerinin
istihdamı konusunda önemli
olanın tecrübe olduğunu
söylüyor. Elemana göre uygun iş
yerine işe uygun eleman seçmenin
önemine işaret eden Abalıoğlu,
örneği çok uzağa gitmeden, kendi
ailesinden veriyor. “İşe 3
kardeş olarak başladık. Ben
Erbakır şirketimizin ihracat
departmanında, kardeşim Ahmet,
Dentaş şirketimizde satış
elemanı, en küçük kardeşim Beril
ise temizlik kağıtları işimizin
satış temsilcisi olarak göreve
başladık. Soyadımızdan önce
adımız geliyordu, hala da öyle.
İşi mutfağında öğrendik. Müşteri
ile nasıl diyalog kurulacağını,
malın nasıl alınıp nasıl
satılacağını, pazarlığın nasıl
olması gerektiğini ve
çalışanların iş dünyasında neler
hissedebileceğini bizzat
hissederek öğrendik. Yönetim
kademesine çıktığımızda
ihtiyacımız olacak tecrübe ve
bilgiyi yaşayarak öğrendik. Asla
soyadımız Abalıoğlu diye hak
etmediğimiz makama oturmadık.
Unutmamak lazım, bireyler geçici
ama şirketler kalıcı olmak
zorundadır.” diyor. |
| |
|
Bir röportajdan çok sohbet
havasında geçen söyleşimizde
Oğuz Abalıoğlu, Ekonometri
dergisinin sorularını içtenlikle
yanıtladı |
| |
|
Ekonometri: Sizi tanıyabilir
miyiz? |
| |
|
1973 doğumluyum. Boston
Üniversitesi’nde İşletme okudum.
Mezuniyetimin ardından İtalyanca
öğrenmek için İtalya’ya gittim.
Dönüşte de grup şirketlerimizden
Erbakır bünyesinde 1998 yılı
sonundan itibaren çalışmaya
başladım. Erbakır’da 6 yıllık iş
deneyimim boyunca ihracat
elemanı olarak başladığım
görevimi dış ticaret müdürü
olarak noktaladım. 2004 Eylül
döneminde de Cafer Sadık
Abalıoğlu Holding’de Yürütme
Kurulu Başkan Yardımcısı olarak
göreve başladım. Şu an Holding
CEO’su (Yürütme Kurulu Başkanı)
Dr. Faruk Güler ile birlikte
operasyonel işleri yürütüyoruz. |
| |
|
Ayrıca Denizli Genç Sanayiciler
Birliği’nin başkanlığını
sürdürüyorum. Grup
şirketlerimizdeki tüm genel
müdürlerimiz, mali işler
müdürlerimiz, ticaret
müdürlerimiz ve teknik işler
müdürlerimizle koordineli bir
şekilde “Nasıl daha başarılı
olabiliriz” sorusunun
yanıtlarını arıyoruz. Plan ve
hedeflerimizin bir üst kurula,
yani yönetim kuruluna
aktarılması da görevlerimiz
arasında. |
| |
Ekonometri:
Hangi alanlarda faaliyet
gösteriyorsunuz?
3 ana sektörde faaliyet
göstermekteyiz. Bunlar kağıt
ambalaj, bakır ve tekstil.
Dentaş Ambalaj ve Kağıt Sanayi
şirketimizde Oluklu Mukavva ve
onun hammaddesi olan kağıt
üretiyoruz. Ambalaj sektöründeki
firmamız halka açık bir şirket
olup iki adet tesisimiz
bulunmaktadır. 2000 yılında
halka açılarak elde ettiğimiz
gelirle 2. oluklu mukavva
tesisimizi kurduk. Halka
açılarak elde ettiğimiz geliri
yine halka iade ettik.
Çorlu’daki oluklu mukavva
tesisimiz bu sektördeki en büyük
tesis. Biz tesislerimizin
entegre olması nedeni ile
çevremizdeki hammaddeyi çok daha
çabuk oluklu mukavvaya
çevirebiliyoruz. Sektöründe
Türkiye’nin 3. en büyük
şirketiyiz. Zaten faaliyette
bulunduğumuz sektörlerimizin
hepsinde ilk 3 içerisindeyiz.
Holdingimizin diğer bir kuvveti
kağıt sektöründe faaliyet
gösteren Dentaş Kağıt
Sanayi’dir. Viyol (yumurta
kapları) üretiyoruz ve
alanımızda pazar lideriyiz.
Denizli’deki tesisimiz dışında
Romanya’da da 1.5 senelik
çalışmamızı geçtiğimiz Şubat
ayında noktaladık ve ilk
yurtdışı tesisimizi kurduk.
Çorlu bizim ilk Denizli
dışarısındaki üretim
tesisimizdi, Romanya ise ilk
yurtdışı üretim tesisimiz oldu.
İştirak kuruluşları arasındaki
bir diğer kuruluşumuz
Erbakır’dır. Cevheri ya da ham
bakırı yurtdışından ithal
ediyoruz. Maalesef Türkiye’de
bakır rezervleri olduğunu
biliyoruz ama imkanlardan dolayı
Türk üreticisi bunu ithal etmek
durumunda kalıyor. Bakırı alıp
tel haline getiriyoruz. Bu tel
de özellikle kablo firmalarında
ham madde olarak kullanılıyor.
Şu an biraz önce belirttiğim
gibi Erbakır Türkiye’nin en
büyük Pazar payına sahip
firmasıdır. |
| |
|
Bu yıl 65. yılımızı kutluyoruz.
1941 yılında dedem merhum Cafer
Sadık Abalıoğlu tarafından
kurulan grubumuz tüm
sektörlerinde ya pazar lideri ya
da ilk sıralarda yer almaktadır.
Her ne kadar tüm iş dallarımız
sanayi ara malı üretiyorsa da
sektörde tüm ürünlerimiz kalite
ve servis açısından tercih
edilen ürünler olmuşlardır.
Buradan hareketle de Cafer Sadık
Abalıoğlu ismi artık bir marka
olmuştur diyebilirim. |
| |
|
Ekonometri: Romanya’da da
yatırımız var, sorabilir miyim
neden Romanya? |
| |
|
Romanya’ya pazar nedeniyle
gittik. Bizi o bölgeye çeken
asıl neden coğrafi konumu.
Aslına bakarsanız, asıl
hedefimiz sadece Romanya değil,
Romanya ile birlikte onun
komşularıdır. Bu ülkeler pazar
açısından oldukça zengin.
Romanya tesisimiz açılmadan önce
çevre ülkelere giden mallarımız
Türkiye’den gönderiliyordu.
Artan lojistik zorlukların
nedeniyle bölgeye yatırım
yapmaya karar verdik. Yapılan
fizibilite çalışmaları sonucunda
da Romanya’nın en uygun ülke
olduğuna karar verdik Öte yandan
Romanya’nın başka avantajları da
var. Örneğin bu ülkede
maliyetler Türkiye’ye göre çok
daha düşük. Gerçi Avrupa Birliği
sürecine giren Romanya’da
maliyetler özellikle son dönemde
biraz yükseldi ama yine de
Türkiye ile kıyaslandığında bu
ülkenin avantajları daha fazla.
Diğer taraftan Türkiye’deki
üretimimiz hız kesmeden ve
kapasite artırımına gidilerek
devam edecek. |
| |
|
Ekonometri: Tekstildeki
stratejiniz nedir? |
| |
|
Grubumuzun bir diğer işi de daha
önce belirttiğim gibi tekstil
sektöründedir. Abalıoğlu Pamuk
ve Abalıoğlu Tekstil Sanayi
olmak üzere iki ayrı şirket
olarak entegre bir tekstil
işimiz var diyebilirim. Pamuk
işimiz çırçır diye
adlandırdığımız pamuğun tarladan
toplandıktan sonra
çekirdeklerinden ayrılması
işidir. Tekstil firmamız da ise
iplik üretiyoruz. Biliyorsunuz
tekstilde bir kriz yaşanıyor.
Biz bunu 3-4 yıl öncesinden
görerek katma değeri daha yüksek
işlere girdik. %100 pamuklu
çalıştığımız bir dönemden
çıktık. Şuan ürünlerin
%30-35’lik bir kısmını pamuk
karışımlı değişik elyaflardan
yapıyoruz ki; bu da ürünün katma
değerini yükseltiyor. Ayrıca
daha sofistike ve teknik anlamda
yapması daha zor ürünler olduğu
için katkı payları yükseliyor.
Kendimizi bir nevi tekstil
krizine karşı böyle hazırlamış
olduk. Onda da pazardaki
farklılığımızı, yaptığımız
satışlardan ve cirolardan
görebiliyoruz. |
| |
|
Bildiğiniz gibi tekstil batıdan
doğuya doğru ilerleyen bir
sektör. Bu sektör Türkiye’den de
çekilecektir. Çünkü tekstil emek
yoğun bir sektör. Hindistan,
Pakistan ve Çin’de işçiler 30-50
$ seviyesinde ortalama aylıkla
çalışırlarken, Türkiye’de bir
işçinin aylık 600$ aldığı bir
noktada rekabet edebilmek
imkansız. Bu nedenle önümüzdeki
birkaç yıl içerisinde tekstilde
değişimler bekliyoruz. |
| |
|
Ekonometri: Kendinizi bu sorundan
nasıl koruyorsunuz? |
| |
Üretim
politikamızda bir değişime
giderek katma değeri yüksek
ürünler üretmeye başladık.
Ayrıca yurt dışında Mısır ve
Özbekistan’a yoğunlaştık. Bu
ülkelerde pamuk ipliği tesisleri
kuracağız. Özbekistan projemiz
yaklaşık 2 yıl önce başladı.
Ancak oradaki bürokratik
işlemlerden dolayı biraz uzun
sürdü maalesef. Özbekistan’daki
amacımız ürünlerimizi yine
Türkiye ve Rusya’ya pazarlamak.
Ekonometri: Neden yatırım için
Mısır’ı seçtiniz?
Mısır’daki üretimimizin ana
nedenleri arasında ucuz iş gücü
ön plana çıkıyor. Ayrıca enerji
de 3 cent civarında; oldukça
ekonomik. Bir de tabii Amerika
ile özel serbest ticaret
bölgeleri sayesinde kotasız
ihracat ilişkisi kurma şansımız
var. Bununla beraber Mısır,
Avrupa’ya çok yakın bir pazar.
Mısır seçmemizin nedeni bu ülke
tekstilde stratejik bir öneme
sahip. Şu anda Mısır’la hükümet
nezrinde görüşmelerimiz devam
ediyor. |
| |
|
Ekonometri: Yani
kurumsallaşmanızın getirdiği
olumlu nedenler aile içi sorunun
yaşanmasını engelliyor? |
| |
|
Kesinlikle. Şirketin
kurumsallaşması bireyden çok
sürecin önem kazanmasını, aile
içi sorunlarında milimize
olmasını sağlıyor. Bugün şirket
olarak kurumsallaşma adına bir
çok çalışmalarda bulunuyoruz.
Aile anayasası oluşturmak bu
konuda yaptığımız çalışmalardan
biri. Biz 3 kardeş olarak
çalışıyoruz ama bizler de
sürekli profesyonel yöneticilere
rapor vermek durumundayız. Yıl
sonunda performansımız baba ve
amcalarımızdan uzakta
değerlendiriliyor. Üst kademeye
çıktığınızda sahip olmamız
gereken tecrübeyi alt
kademelerde başlayarak öğrenmiş
oluyorsunuz. “Ben ailedenim,
soyadım Abalıoğlu diye üst
kademelerden başlamalıyım” diye
bir anlayış olursa o şirket
açısından çok tehlikeli oluyor.
Çünkü bireyler geçici olabilir
ama şirketler kalıcı olmak
zorunda. Biz burada sadece
şirket için bulunmuyoruz.
Bizimle burada çalışan 1600
elemanımız var. Bunu 4 ile
çarptığınız zaman 6000’in
üzerinde kişiye ekmek veriyoruz
ki; bu da Denizli ve Türkiye
ekonomisine önemli bir
hizmettir. Böyle de bir
sorumluluğumuz var. Bu şirket
yaşasın ki, o aileler de bu
şirketten ekmek parası
kazanabilsinler. Yine istiyoruz
ki, şirketlerimizin yönetiminde
bir aile anayasası olsun.
Ailedeki kararların nasıl
alınması gerektiğini gösteren
sistematik çalışma şekillerine
geçeceğiz. |
| |
|
Ekonometri: Türkiye’de bir kesim
işsiz hiç
çalışmıyor,çalışamıyor. Ama bir
kesim de sizin gibi işine dört
elle sarılmış ve bir yerlere
gelme azmi ile gece gündüz
çalışıyor. Sizce yeni yetişen
gençlik sizden nasıl feyiz
almalı? |
| |
Bir
kişinin işinde başarılı olması
için öncelikle; seçmiş olduğu
işin gerektirdiği yetkinliklere
sahip olması gerekir. Bunun
içinde birey kendini tanımalı,
güçlü ve zayıf yönlerini
belirleyerek kariyer planını
oluşturmalıdır. Ancak kendi
yeteneklerimize uygun alanı
seçersek başarılı olur ve bu
alanda çalışmaktan mutluluk
duyar, işimize dört elle
sarılırız. Bu noktada doğru
mesleğin seçiminde ailelere,
öğretmenlere büyük rol
düşmektedir. Tecrübe sahibi aile
büyüklerinin çocuklarının
gelecekleri için yapacakları
planda, kendi isteklerinden çok
çocuklarının kişisel
özelliklerini göz önünde
bulundurmaları gerekir.
Aile şirketinin yönetiminde
görev alacak birey için işin
uygun olması durumunda, babanın
ve ticaret yapan büyüklerinin
çocuğa yol göstermesi gerekir.
Hatta çocuğun işe başladıktan
sonra bile sürekli eğitimlerle
gelişimi desteklenmelidir.
Bence daha da iyisi bireyin
kurumsal bir şirkette işin
mutfağında 2-3 yıl gibi bir süre
tecrübe kazanması ve bu
tecrübeyi gelip bu süre sonunda
kendi şirketine aktarmasıdır.
Şartlar gereği ben maalesef
böyle yapmadım. Farklı bir yapı
görseydim bunu mukayese edebilme
ve iyi yanlarını buraya adapte
edebilme şansım olacaktı. Bende
bu durumda kendimi daha fazla
geliştirerek daha fazla
çalışıyorum. Kim ne yapıyor
takip ediyorum ve onu kendi
işimizde geliştirmeye
çalışıyorum. Ama benim
kesinlikle tavsiyem babaların
çocuklarını kendi işlerini
yapmaları için zorlamamaları ve
onlara yol göstermesidir. |
| |
|
Ekonometri: Sizin pencerenizden
Denizli ekonomisi nasıl
görünüyor? İşsizlik ne durumda? |
| |
|
Denizli’deki sektörlere bakacak
olursanız %75’i tekstile
dayanıyor. 1970’lerin sonunda
yapılan büyük yatırımlar
sonucunda pek çok müteşebbisin
olduğu bir il. İlimizin insanı
kazandığını hemen yatırıma
yönlendiriyor makineye veya
insana yatırım yapıyor. Ancak
tekstil sektörünün mevcut durumu
geçmiş senelerde yanlış alınan
veya alınmayan kararlardan ileri
geldiğini düşünüyorum. Belki de
burada devletimizin,
hükümetimizin geçmişte ağabeylik
göstermediği için dar bir
kapsamda kaldı. Şu an gelinen
noktada çok hızlı bir değişim
yapmazsak çok da iç açıcı
günlerin bizi beklediğini
düşünmüyorum. Bilhassa ben yakın
zamanda Çin’deydim ve oradaki
bazı fabrikaları dolaştım. Her
zaman söylediğimiz söz “Çin uzak
ve kalitesiz mal üretiyor. O
yüzden Türkiye’ye kısa vadede
rakip olması mümkün değil”di.
Ancak gördüm ki, artık öyle
değil. Tamamen kaliteye ve
verimliliğe odaklanmış
durumdalar. O yüzden çok güçlü
bir şekilde geliyorlar. Hatta
“Biz tekstilden, porselenden
daha fazla kalite gerektiren
işler yapacağız” diyorlar. İşte
bu tip politikaları biz
zamanında yapmış olsaydık biz şu
an böyle şeyleri konuşmuyor
olurduk. “Marka yaratalım”
diyoruz ama bu o kadar kolay ve
her kesin yapabileceği bir iş
değil. Düşünün bir İtalya’da
bugün belki binlerce tekstil
firması var ama kaç tanesi marka
olabilmiş ? O yüzden Türkiye’de
de gerçek anlamda marka olarak
1-2 firma çıkacak. O yüzden biz
aslında beraber olabilmeyi ve
sinerji yaratabilmeyi öğrenmek
durumundayız. |
| |
|
“Grup yöneticilerimiz ile
birlikte koordineli bir şekilde
“Nasıl daha başarılı olabiliriz”
sorusunun yanıtlarını arıyoruz.” |
| |
|
Ekonometri:. Yakın zamanda
Çin’de bulundum dediniz. Sizin
gözleminiz ile Çin nasıl bu hale
geldi ? Yani sadece ucuz işçilik
onları bu seviyeye getirmiş
olabilir mi ? |
| |
|
Çin’de rejim olarak Komünizm
mevcuttu. Bu sistemde
biliyorsunuz belirli kimselerin
elinde yüksek güçler oluyor. Bu
tarz yönetilen ülkelerde bazen
bu gibi sistemler ise yararlı
oluyor. Çünkü çok az kişi
tarafından politikalar
belirleniyor ve otorite bunlara
uyumu kolaylaştırıyor. Bu mantık
ve felsefeden gelen bir yapı,
Çin’i şu an yöneten kişilerde
biraz demokrasiye geçiş olsa da
bu mevcut. Belirli gruplarca
ülke politikaları ve kuralları
belirleniyor. Bu kurallara
uyulması da bazı demokratik
ülkelere göre daha yaptırımcı
olabiliyor. İş gücü açısından,
görüş açısından çok daha
şanslılar bizden. Ülke
stratejisi gereği ihracata
yönelik bir politika izlediler
ve kur seviyesini oldukça düşük
tuttular. Bu da sürekli ihracat
yapıp gelir ve fon elde
etmelerine neden oldu.
Ekonomilerindeki bu gelişmeler
ana etken diye düşünüyorum.
Bunun yanında çok yatırım aldı.
Bu yatırım neticesinde burada
uygulanan sistemi orada çalışan
bir kişi gidip oraya birikimini
aktardı. Bir Amerikan, İngiliz,
Alman üst düzey yöneticinin
Çin’e gelerek kendi sistemini bu
ülkede uygulaması ile ülke bir
nevi entelektüel sermaye de
aldı. Bir de yine devlet
politikası gereği ileride esas
kritik noktalarda görev alacak
gençlerini eğitimleri için
Amerika’ya gönderdiler. Bu
öğrencilerin hepsi çok başarılı
öğrencilerdi. Ama hiçbir tanesi
Amerika’da kalmadı Çin’e geri
döndü. Dolaştığım bir büyük
şirketin kampusunda üniversite
bina yapmış. Üniversite
öğrencileri haftanın iki günü bu
şirketin üretimi ile ilgili
orada çalışan işçilerle beraber
ortak olarak laboratuarlarda,
bilgisayar başında verim
artırıcı araştırmalar
yapıyorlar. İşte
sanayi-üniversite işbirliği
budur. Bizim de son yıllarda
yapmaya çalıştığımız bir olay bu
ama onlar bu işi çok önceden
kavramışlar ve bunu
önemsemişler. Ve şu an insan
yatırımı ile beraber tekstil
sektöründen farklı sektörlere
rahatlıkla girebilecek
seviyedeler. Çin teknoloji
ağırlıklı sektörlerde bile ucuz
fiyatlarla karşımıza çıkacak. |
| |
Ekonometri:
Siz 3. kuşak yöneticisiniz. 3.
kuşak olarak hedefiniz nedir?
Hedefimiz, şirketlerimizi
devraldığımız yerlerden çok daha
iyi yerlere getirmek. Bunu daha
somut hale getirecek olursak bu
yılki hedefimiz 600 milyon dolar
iken önümüzdeki 5 yılda da 1
milyar dolarlık cirodur. Bunu
yaparken de global bir şirket
olmak istiyoruz. Global bir
şirket derken gerçek anlamda
Dünya şirketi olmaktan
bahsediyorum. Dünya şirketi ne
demek, tüm ülkelerde özellikle
bizim sektörlerimiz açısından
stratejik önemi olan ülkelerde
üretim yapan, mal alan ve mal
satan, mal getirebilen bir
şirket olmak istiyoruz. Bunun
ilk adımlarını bu sene attık.
Romanya’da attığımız bu adımımız
Mısır ve Özbekistan ile devam
etmesini istiyoruz.
Ekonometri: Doların artışı
ihracatçıyı çok olumsuz
etkiledi. Siz ihracat da yapan
bir firma olarak bu konuda neler
düşünüyorsunuz?
Olaylar karşısında bardağın dolu
tarafından bakmayı tercih
ederim. Türk ekonomisi daha
önceki yıllardaki koalisyon
hükümetlerine oranla tek parti
iktidarı ile daha istikrarlı bir
döneme girdi. Bunun semeresini
de direkt yabancı yatırımcılarla
aldı. İhracat hedefimiz de keza
aynı şekilde iyi bir biçimde
gidiyor. Önümüzde mutlaka
aşılması gereken engeller var,
öncelikle onları aşmak
durumundayız. Dolar ne olmuş?
Faiz nasıl gidiyor? gibi
kavramlar Pazar ekonomisinin
dinamikler arasında yer almasına
rağmen uygun politikalarla
kontrol altına alınabilir. Biz
tek tek parametreleri
ilgilenmektense, hükümetimizin
ulusal kalkınmamızda etkili
olacak yeni politikalar
benimsemesi gerektiğine
inanıyoruz. ; “10 yıllık iş
planı çıkarılması çeşitli sanayi
dallarına teşvik vererek, daha
az gelir getiren sanayi
dallarını da başka alanlara
kaydırması gerekir.” Özel
sektörün de devletin bir
ağabeyliğine ihtiyacı var.
Geçmişteki tekstil yatırımları
gibi bir çok teşvikler verildi,
şu an ülkenin durumunu
biliyorsunuz. Ülke ekonomisinde
sürdürülebilir başarı için kısa
vadeli planlar yapmaktan çok
uzun vadede planlar yapılması
gerekir. Özellikle insan
kaynaklarımızı Dünya’ya göre
yetiştirmemiz lazım. Yoksa
sanayiye bırakırsak sanayici
haliyle kendi çıkarını
düşünecektir ve yatırımlarını
yurtdışına taşıma eğilimine
girebilecektir. Bunun sonucu
olarak zaten çok ciddi bir
sıkıntı olan istihdam daha da
ağır bir sorun olarak karşımıza
çıkacak. Ülkede istikrar olduğu
müddetçe yabancıların yatırımı
devam edecektir. Devletin de biz
sanayicilerin önünü açmak için
maliyetleri düşüren önlemler
alması gerekir. Bunlar nedir;
enerji, işçi ücretleri vb. Bu
maliyetler en azından bizim
rakip olduğumuz ülkeler ile aynı
seviyeye getirilmeli ki rekabet
edilebilsin, zaten sanayicinin
istediği de budur. |
| |
|
Ekonometri: Denizli’nin
çevresindeki illerin teşvik
alması sizleri sıkıntıya
sokmakta. Sizin bu konudaki
düşünceleriniz neler? |
| |
Çok
hızlı verilmiş bir karar. İlk
başta çok az İl’e verilse de bu
rakam daha sonra kademe kademe
59-60 ile çıktı. Bence yanlış
bir karar. Belli bir
kalifiyedeki elemanlarımız var.
Tekstil tesislerimiz 1991
yılında kuruldu. Aradan 15 yıl
geçmiş ve 15 yıl içerisinde aynı
elemanlar ile çalışıyoruz.
Elemanlarımız çok tecrübeli
oldular. Şimdi ben bu tesisimi
alacağım örneğin Afyon’da,
Uşak’ta bir bölgeye taşıyacağım.
İşçilerimizin %10’u bile Denizli
dışına çıkıp başka bir şehre
yerleşeceklerini sanmıyorum. Ben
orada yeni istihdam sahası
açacağım, yeni elemanlar
alacağım, 15 senede kazandığım
bu tecrübeyi silip atacağım
sıfırdan başlayacağım. Hiçbir
sanayici buradaki tesisini
söküp, elemanlarını burada
bırakıp oralara sıfırdan
başlamaya gitmez. Bunun tamamen
yanlış bir karar olacağını
düşünüyorum. Geçmişte bir
Profesör hocamızın paneline
katılmıştım. Onun bahsettiği bir
şey vardı. “Bölgesel bazda
teşvik verilmeli” demişti. Kimi
bölgeye otomotiv ile ilgili,
kimi bölgeye tekstille ilgili
teşvik verilmeli. Bu şekilde
teşvik verilerek bu bölgelerin
önünü açmak lazım. Ama bununla
ilgili daha doğru bir kararın
çıkacağına kesinlikle
inanıyorum.
Ekonometri: Son olarak neleri
ilave etmek istersiniz?
Biz, öncelikle doğduğumuz
büyüdüğümüz topraklara yatırım
yapmayı tercih ettik. Çünkü biz
Anadolulu olmaktan gurur
duyuyoruz. Denizli’yi
düşünüyoruz ve yatırımımızı
Anadolu’ya yapıyoruz. Ama
küresel ve global ekonominin
gereği neyse onu da yapan bir
şirketiz. Bizim prensibimiz
müşterimizin yanında olmak.
Müşteri İstanbul’da ise
İstanbul’da, Romanya’da ise
Romanya’da fabrika kuruyoruz. Bu
noktada Anadolu’ dan gelip
küresel ölçekli bir şirket olma
yolunda ilerleyen bir şirketiz.
Bir Denizli çalışması yapılırken
Denizli’de böyle bir şirketin
olduğunun vurgulanmasını
isterim.Bu Ekonometri’yi okuyan
Anadolu’daki tüm diğer
şehirlerdeki şirketlere örnek
olur. Sadece ulusal pazara değil
Dünya’ya mal satma, Dünya ile
ticaret yapma , Dünya ile iç içe
olan ve Dünya’nın farklı
bölgelerinde üretim hedefinde
olan bir şirket olduğumuzun
bilinmesini isterim. |
| |